Bugun...



MİLLİ YOL PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÇAYIR: TÜRKİYE’DEKİ ERDOĞAN İKTİDARI İNANCI YOK ETTİ

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, AK Parti’nin Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmadığını belirterek, hükümet ülkeyi yasaklara boğdu, Türkiye’deki Erdoğan iktidarı inancı yok etti. En büyük kötülüğü inancımıza yaptılar” dedi.

facebook-paylas
Güncelleme: 22-09-2022 13:07:13 Tarih: 22-09-2022 12:43

MİLLİ YOL PARTİSİ  GENEL BAŞKANI ÇAYIR: TÜRKİYE’DEKİ ERDOĞAN İKTİDARI İNANCI YOK ETTİ

MİLLİ YOL PARTİSİ  GENEL BAŞKANI ÇAYIR: TÜRKİYE’DEKİ ERDOĞAN İKTİDARI İNANCI YOK ETTİ

 

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, AK Parti’nin Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmadığını  belirterek, hükümet ülkeyi yasaklara boğdu,  Türkiye’deki Erdoğan iktidarı inancı yok etti. En büyük kötülüğü inancımıza yaptılar” dedi.

 

Remzi Çayır liderliğinde 8 ay önce siyaset arenasına ‘merhaba’ diyen Milli Yol Partisi, gelinen süreçte 71 ilde teşkilatlanma çalışmalarını tamamladı. Bu sayıyı 81 ile çıkarmak için çalışmalarını sürdüren ve 30 Ekim’de ise Ankara’da Genel Kongresini yapacak olan Parti, önümüzdeki seçim için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda memleketi Kahramanmaraş’ta basın mensuplarıyla bir araya gelen Başkan Remzi Çayır, parti politikalarını ve iktidara geldiklerinde yapacakları çalışmaları anlattı. Açıklamasında iktidarı da eleştiren Çayır, hükümetin ülkeyi yasaklara boğduğunu ifade etti.  AK Parti’nin Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmadığını vurgulayan Çayır, “Türkiye’nin ekonomik tablosu ortada. Borç ekonomisine dayalı, rasyonalizmle alakası olmayan, akılla, irfanla alakası olmayan bir şekilde Türkiye yönetiliyor. Biz rasyonel, akılcı, gerçekçi bir bakışla Türkiye’nin yönetilmesini istiyoruz. Bunun için yola çıktık. ‘Bir ezber bozalım’ dedik” şeklinde konuştu.

 

 

TÜRKİYE’NİN TEMEL PROBLEMLERİNE DOĞRUDAN PARMAK BASAN VE DOĞRUDAN EYLEME GEÇİREN BİR HAREKET OLDUĞUMUZU SÖYLÜYORUZ

 

Kahramanmaraş’ta olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Remzi Çayır, “Kahramanmaraş’a her geldiğimde heyecan duyan bir insan olarak bilmenizi isterim. Biz siyasetçi değiliz. Ben arkadaşlarımla birlikte bir siyasi parti kurmuş değilim. Milli Yol Partisi, bir siyasi partiden öte inkılabi bir yola sahip, Türkiye’nin problemlerini bilen, Türkiye’nin gerçek problemlerini idrak ederek yola çıkmış, temel çözümler üreten, laf olsun, torba dolsun, siyaseten kendimizi bir yere taşıyalım, kendimize bir yer edinelim gibi kaygı duymadan Türkiye’nin temel problemlerine doğrudan parmak basan ve doğrudan eyleme geçiren bir hareket olduğumuzu söylüyoruz. Biz bu iddia ile ortaya çıktık. Siyasi partilerin oylarının yüzde 10’una, yüzde 5’ine talip değiliz. Hepsine talibiz. Siyasi partilerin demokrasi vazgeçilmez kurumlarıdır. Demokrasi ile alakası olmayan kurumların ortasında da siyasi partiler gelir. Demokrasi ile alakaları yoktur. Bizim kurduğumuz partide bu yasalarla devam ederse bizde de demokrasi olmaz. Herkes döner eski alışkanlıklarını bana da dayatır. Siyasi partiler genellikle siyasi parti genel başkanlarının malıdır” dedi.

 

TÜRKİYE’DEKİ BİR YAPISAL DEĞİŞİKLİĞİ, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNİ OLMAZSA OLMAZIMIZ OLDUĞUNUN BİLİNCİYLE YOLA ÇIKTIK

 

Çayır, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Türkiye bazı şeyler değişmezse sadece kişiler değişmiş, iktidar değişmiş olur. Bu sistemle gelen Tayyip Bey’in sonu gibi olur. Biz kesinlikle Türkiye’deki bir yapısal değişikliği, sistem değişikliğini olmazsa olmazımız olduğunun bilinciyle yola çıktık. Gittiğimiz yerlerde gerçeklerle karşılaşıyoruz. Bize, ‘Bu kadar parti var, size ne oluyor?’ diyorlar. Vatandaş haklı, önüne gelen parti kuruyor. Kurmasında sıkıntı yok. Buna millet bir ayar çekecek. Milletin terazisi de sandıktır. Vatandaş sandıkta gerekli şeyleri yapacaktır. Çok partinin olması, çok derneğin olması, çok fikrin olması korkulacak bir hal değildir. Gençlik yıllarımızda aramızda şöyle bir şey konuşurduk ‘Herkes ülkücü olsa, herkes milliyetçi olsa ülke kurtulur’ diye bir düşüncemiz vardı. Hâlbuki öyle değil. Bırakın herkes farklı olsun, bırakın herkes birbirlerine saygı göstersin. Herkes farklı düşüncelerini belirtsin, o farklılıktan milli birlik ve beraberlik çıkar. Farklılığınız kavga sebebi olamaz. Milli beraberliğimiz simgesi ve tabanı olur. Hadiseye bu şekilde bakıyoruz. O farklılıktan milli birlik ve beraberlik çıkar.

 

 

SONU HÜSRAN OLAN BİR ŞEY OLSA DAHİ MİLLETE DOĞRUYU SÖYLEMEKTEN UZAK DURMAYACAĞIZ.

 

Bizden kimse günü kurtarmaya yönelik hareketler bekleyemez. Böyle bir siyaset bizde olamaz. Yarın idama gideceğimizi bilsek, yarın siyaseten sonumuzun olacağını düşünsek, doğruyu söylemekten, hakikati söylemekten ve dosdoğru yürümekten kendimizi alamayız. Sonu hüsran olan bir şey olsa dahi millete doğruyu söylemekten uzak durmayacağız. Siyasetin temeli budur. Dünyadaki, gelişmiş topluluklardaki siyasette budur. Bizim gibi toplumlarda bir masal kahramanı çıkarırlar. Masal kahramanları bu toplumu bir şekilde bir rüya aleminde arkalarına toplarlar. Bizim çocukluğumuzda ‘Karaoğlan’ vardı. Ecevit gelecekti, Türkiye’de adaletin kılıcını vuracaktı, toprak reformundan tutunda birçok reformu hayata geçirecekti. Dünya düzelecekti, Türkiye düzelecekti. Sonra Muhteşem Süleyman’lar geldi. Hepsi masal, siyasiler normal insan olmaktan çıkarıldı. Şimdi yüzyılın en son gelen kahramanı, dünya lideri... Bu da masal. Kimse dünya lideri falan değil. Algılarla bir yere varılmaz. Sen vatandaşını onurlu ve şerefli yaşatıyor musun? Ben Almanya’ya giderken, elimi kolumu sallayarak mı gidiyorum, yoksa tonla sorgudan geçerek mi gidiyorum. Senin insanının, toplumunun değeri orada ortaya çıkıyor. Küçük küçük ülkeler sana engeller koyuyor. Ticarete bile engellerle karşılaşıyorsunuz.

 

‘BİR EZBER BOZALIM’ DEDİK

 

Türkiye’nin ekonomik tablosu ortada. Borç ekonomisine dayalı, rasyonalizmle alakası olmayan, akılla, irfanla alakası olmayan bir şekilde Türkiye yönetiliyor. Biz rasyonel, akılcı, gerçekçi bir bakışla Türkiye’nin yönetilmesini istiyoruz. Bunun için yola çıktık. ‘Bir ezber bozalım’ dedik. Bu ülke 130 yıldır bir ezberin içinde. Bu ezber bozulmadığı müddetçe Türkiye’nin ahvali değişmez. Ben inklapçı bir ruha sahibim. Özgür bir ruhum var. Türkiye’yi değiştireceğiz, her şeyi değiştireceğiz. Biz mülakatın yerine liyakati koyacak kadar işi ehline vermeye inanmış insanlarız. Kefaletin yerine adaleti koymalıyız. Kefaletin yerine adaleti koymadıkça, mülakatın yerine liyakati koymadıkça, borç ekonomisinin yerine üretim ekonomisini koymadıkça bu ülke düzelmez.

 

HERKES TAYYİP BEY’E GÖZÜNÜ DİKMİŞ, ORADAN GELECEK İŞARETİ BEKLİYOR

 

Konya kadar nüfusu ve yüzölçümü olan Hollanda, Dünya’nın en çok tarım ihracatı yapan 2. ülkesi. Ukrayna’dan buğday almaya çalışan bir ülkesin. Hiçbir programın yok. 2 yıl sonrası ile ilgili hayalin yok. Günlük yaşayıp, günü kurtarıyorsun. 6 ay sonra, 10 yıl sonra, 20 yıl sonrası için Türkiye’nin planı yok, öngörüsü yok. Herkes Tayyip Bey’e gözünü dikmiş, oradan gelecek işareti bekliyor. Birey değiller. Bu nedenle bu sistem değişmelidir. Bu sistem değişmediği müddetçe hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizin gerçekliği ile karşı karşıyayız. Bizde gelsek değiştiremeyiz. Bu sistemle Milli Yol Partisi 100 yıl iktidar olsa bir şeyi değiştiremez. Bal tutanın parmağını değil, kovanı sırtına aldığı sistemle karşı karşıyayız.

 

SATTIĞIMIZLA ALDIĞIMIZ ARASINDAKİ FARK 10 MİLYAR DOLARI AŞMIŞ VAZİYETTE

 

Şu an Türkiye’de borçlu olabiliriz, cari açık fazla olabilir. Şu anda aylık 10 milyar doların üzerinde cari açık var. Sattığımızla aldığımız arasındaki fark 10 milyar doları aşmış vaziyette. Bunu borçla kapatmak zorundayız. Bütün bunlar aşılabilir. Ancak bir şeyi yok ettik. Türkiye’deki Erdoğan iktidarı inancı yok etti. İnanç adı altında iktidarın en çok itibarsızlaştırdığı İslam oldu. En büyük kötülüğü inancımıza yaptılar. İnanç adına çıkıp da hiçbir faaliyette bulunamazsınız. İyi niyetli de olup, ortaya bir gerçek koyup milleti çağıramazsınız. Çünkü kimse inanmamaktadır. Kimse güvenmemektedir. Algı oluşturabilirsiniz.

 

BİZ SİYASET KURUMUNU BAŞTA OLMAK ÜZERE HER ŞEYİ DEĞİŞTİRECEĞİZ

 

Yasaklara en çok karşı gelen adam ülkeyi yasaklara boğdu. Yasağın olmadığı, özgür düşüncenin olduğu yerde ekonomi büyük, insanlar mutlu olur, sosyal hayat daha güzel olur. Yasaklarla Türkiye’yi koca bir hapishaneye çevirmenin gereği yok. Bütün yapılanlara itirazımız var. Tuz kokar mı? Türkiye’de tuz koktu. Biz özgür toplum düşüncesine sahibiz. Biz Siyaset kurumunu başta olmak üzere her şeyi değiştireceğiz. Siyaset kurumunu süreli hale getiriyoruz. Doğu toplumlarında ve Türkiye’de süresiz siyaset hastalığı var. Bu bütün partilere hatta sivil toplum kuruluşlarına sirayet etmiş. Ülkede 40-50 yıldır bir sivil toplum kuruluş başkanı olan insanlar var. Gitmiyorlar, niye? Sistem şu şekilde: Delegeyi ben seçerim, delege beni seçer. Ben delegeyi seçerim, delege beni seçer. Bundan demokrasi mi çıkar, bundan özgürlük mu çıkar, bundan refah mı çakar, bundan birey mi çıkar? Çıkmaz! Biz delege sistemini yok ediyoruz. Kimin ne kadar üyesi varsa daha geniş katılımlı, daha tabana yayıcı bir karar verici mekanizması oluşturuyoruz.

 

TARIM ARAZİLERİNİ ÖNCE VERİMLİ HALE GETİRİP SONRA EKİLEBİLİR ALANLARI ÇOĞALTACAĞIZ.

 ‘Tayyip Bey giderse ne olur efendim’ diyorlar. Bir insan mı seni kurtaracak veya yok edecek. Bunlar nasıl sözler. O yüzden buradan millete de sesleniyorum: Korkmayın! Fani olan hiçbir şeyin yokluğu sizi yok edecek değildir. Birileri yoksa biz varız. Biz kimiz? Biz Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyız. Hiç umutsuzluk yok, nasıl meseleleri çözeceğimiz de biliyoruz. Kesinlikle ve kesinlikle meseleleri nasıl çözeceğimizi de biliyoruz. Swap adı altında borç ekonomisine devam etmeyeceğiz. Üretimi kamçılamak için, üretimi-ihracatı teşvik edecek zemin oluşturmak için, kendi temel gıdalarını kendi ülkesinde temin etmek için var olan tarım arazilerini önce verimli hale getirip sonra ekilebilir alanları çoğaltacağız. Bunun için de ziraat mühendisini, tarım teknisyenini masa başından çıkarıp kendi tanzim edilen bölgelerine göndereceğiz, çiftçiyle işbirliği yapar hale getireceğiz.

 

TÜRKİYE’NİN DERHAL BU KAOSTAN, BU UMUTSUZLUKTAN ÇIKMASI GEREKİYOR

 

Bu milleti milli yol partisinin devrimci, inkılapçı, özgürlükçü ve mutlak anlamda üretimi öne çıkaran liyakati öne çıkaran adaleti öne çıkaran bir yaklaşımına ve sistemine ihtiyacı var. Bir yerde adalet varsa, orada gerçek anlamda üretim ve büyüme var. Bir yerde liyakat varsa iş büyüyor iş. Adam TÜBİTAK’ın başına bilim adamını koymuyor. Niye? Sadakat sistemi var. Partilisini alıyor herkes. Kadın veya kız kardeşimiz yazılı sınavdan 99 puan alıyor. Hukuku bitirmiş gidiyor Adalet Bakanlığına Savcı ve Hâkim olmak istiyor, eleniyor. Neden? Sadakat listede adı yok. AK Partili değil, reisi övmemiş, falanı alkışlamamış. Gerekçelere bakar mısınız? Hiç mesleğiyle ilgili bir şey yok. Yargı bu hale getirdik. Türkiye’nin derhal bu kaostan, bu umutsuzluktan çıkması gerekiyor. AK Parti’nin Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. İbn Haldun’un ifadesiyle söylüyorum: Her bireyin, her iktidarın, her insanın bir ömrü vardır. Kimse kusura bakmasın. Ölüyü kimse Allah dilemedikçe diriltemez, onun için Türkiye’nin yeni bir ufka yeni akıllara yeni bir vizyona, yeni bir heyecana ihtiyacı var. Biz bunun için çıktı yola, bunun için Milli Yol Hareketi’ni kurduk, bunun için hilalin ucuna Anka kuşu kondurduk. Anka kuşu yeniden küllerinden doğmak, yeni umutlarla milletin önüne çıkmak, milleti gerçek anlamda rasyonel bir şekilde yönetebilmektir. Şu anda yaptığımız şey bu.

 

 

ALLAH NASİP EDERSE DE 30 EKİM’DE MİLLİ YOL PARTİSİ ANKARA’DA ATATÜRK SPOR SALONUNDA GENEL KONGRESİNİ YAPACAK

 

Buraya gelmeden Fatih Erbakan’la görüştüm. Çok verimli bir görüşme oldu. Beraber bir şey oluşturabilmenin veya bir şeyler düşünebilmenin mümkün olabileceğini gördü. Görüşmeler devam edecek. Daha bir karar felan almış değiliz. Aynı şekilde benzer partilerle bu süreçte mecliste olan veya olmayan bütün partilerle görüşmeyi düşünüyoruz. Allah nasip ederse de 30 Ekim’de Milli Yol Partisi Ankara’da Atatürk Spor Salonunda Genel Kongresini yapacak. Milli Yol Partisi, nisan ayında yapılacak erken seçime girebilme yetkisini aldı. Şu anda 71 ilde partinin kuruluşunu gerçekleştirdik. 8 ayda 71 ili kurduk.

 

PARTİLER BİR BAŞKASININ YANCISI DURUMUNA DÜŞTÜLER

 

Koskoca Bahçeli çıkmış diyor ki ‘Tayyip Bey’i anlayınız, Tayyip Bey’i anlatınız. Tayyip Bey’i iyi tanıyınız.’ Tayyip Bey’i millet gördü, yaşadı ve tanıyor. Sen bir partinin genel başkanı isen senin partini anlat. ‘Türkeş’i tanıyın’ deyin anlarım. ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nu tanıyın, tanıtınız’ deyin anlarım. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi tam bir belirsizlik ve muğlaklıktır. Böyle bir sistemin omurgası yok. Bir kişiye bağlanmış, her şey o şekilde devam ediyor. Partiler bir başkasının yancısı durumuna düştüler. Milli Yol Partisi, Ekim’den sonraki bir ayda, kendi oluşturacağı blokla beraber Cumhurbaşkanı adayıyla milletin huzuruna çıkacaktır. Ezber bozmaya devam edelim. Fakiri, zengini bütün toplumu kucaklayacak, insan olduğundan dolayı şerefli yaşamayı hak etmiş, siyasetin de insanları şerefli ve huzurlu yaşatması gerektiğini düşündüğümüz bir hareket olarak kendi adayımızla milletin huzuruna çıkacağız.

 

BİZ TÜRKİYE’DE BULUNAN HERKESLE KONUŞABİLİRİZ. KONUŞMAK AYRI BİR ŞEY, KARARINI VERMEK, KARARINLA BİRLİKTE YOL YÜRÜMEK AYRI BİR ŞEY

 

Parti kurmak, partinin başında olmak ‘Ben daha iyi bilirim, ben daha iyi yönetirim’ demek değil midir? ‘Benim adayım belli, kararım net’ diyorsun, peki orada niye oturuyorsunuz? 6’lı masanın da ne dediği anlaşılmıyor, ben şu anda milletin 6’lı masadan ne anladığını, ne mesajlar aldığını bilmiyorum. Bir mesaj aldıklarını da sanmıyorum. Bir tarafta tuhaf bir yapı var. Çok net değiller. Elbette aday çıkarabilirler. Biz onlarla da görüşebiliriz. Biz Türkiye’de bulunan herkesle konuşabiliriz. Konuşmak ayrı bir şey, kararını vermek, kararınla birlikte yol yürümek ayrı bir şey. Parlamentoda olsun, olmasın bütün partilerle görüşmeyi düşünüyoruz. Konuşurken de siyaset sisteminin mutlak anlamda değişime ve dönüşüme uğramasıyla ilgili fikirlerimizi onlara paylaşacağız. Bizim insanların mutlu yaşadığı “Ne mutlu Türkiye’de yaşıyorum, başka bir yere gitmek istemiyorum” dediği bir Türkiye hayalimiz var. Böyle bir ülke amacımız var. Gençlerin yüzde 60’ının, yüzde 70’inin geleceğini başka bir ülkede aradığı ülke istemiyoruz. Şu an beyin erozyonu yaşıyoruz. Para, pul geri gelir. Ancak kaybettiğiniz o değerler var ya, adam yazılımcı, bilgisayar mühendisi veya sıradan bir meslek. Kendi geleceğini Amerika’da, Avrupa’da arıyor. Yüzde 40’ın üzerinde genç işsiz var. Yüzde 11-12 olarak işsizliği açıklıyorlar. Bir bakıyorsunuz, hiç kimse işe girmemiş ama işsizlik azalmış. Rakamlarla oynayarak Türkiye’yi iyileştirme şansınız yok. Allah’ın izniyle çok kararlıyız. Siyaseten bir yer kurmak milleti aldatmak değil. Millete hizmetkar olma mücadelesi vermek için yola çıktık. Şu anda 45 civarı ilde kongremizi bitirdik. 29 Ekim’de Ankara’da büyük kongre düzenleyeceğiz.”

Kaynak: Manşet Gazetesi 




Bu haber 4588 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI