|
Tweet | Tarih: 18-11-2025 21:14 |
MİLLETVEKİLİ ZUHAL KARAKOÇ: AVRUPA’NIN ELEŞTİRİLERİNİN ARKASINDA JEOPOLİTİK STRATEJİ VAR
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin küresel güç merkezi olarak yükseldiğini ve Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin siyasi bir strateji olduğuna dikkat çekti. Karakoç, Türkiye'nin dış politikasındaki etkinliğin arttığını vurgularken, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik tutumunun artık “teknik” değil, jeopolitik denetim arzusundan kaynaklandığını belirtti.
TÜRKİYE, KÜRESEL BİR GÜÇ OLARAK YÜKSELİYOR
Karakoç, 2026 Dışişleri Bakanlığı Bütçe Görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, küresel bir güç merkezi olarak yükseldiğini ifade etti. Türkiye'nin uluslararası düzenin yeniden şekillendiği bu dönemde, jeopolitik reflekslerini inşa edebilen bir devlet olarak öne çıktığını vurguladı. Karakoç, Türk dış politikasının güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, “Küresel düzen çökerken ayakta kalan devletler, başkalarının gölgesine sığınan değil, kendi yolunu çizebilen devletlerdir. Türkiye de bu alanda yükselen bir güçtür” dedi.
AVRUPA’NIN ELEŞTİRİLERİNİN ARKASINDA JEOPOLİTİK STRATEJİ VAR
Zuhal Karakoç, Avrupa Komisyonu’nun 2025 Türkiye Raporu hakkında da önemli değerlendirmelerde bulundu. Karakoç, raporda Türkiye’nin “kilit ortak” olarak tanımlanırken, aynı cümlede yargı ve özgürlükler üzerinden tekrarlanan eleştirilerin, Avrupa’nın Türkiye üzerindeki siyasi vesayet arayışının güncel hali olduğunu söyledi. Karakoç, Avrupa’nın Türkiye’nin ekonomik bağımlılığının arttığını ancak siyasi özgüvenlerinin azaldığını belirterek, bu eleştirilerin artık teknik bir değerlendirme değil, Batı'nın normatif üstünlük maskesi altında yürüttüğü jeopolitik denetim arzusu olduğunu vurguladı.
DEMOKRASİ ELEŞTİRİLERİ VE AVRUPA’NIN ÇİFT STANDARTLARI
Konuşmasında, Avrupa'nın demokrasi konusundaki çifte standartlarını eleştiren Karakoç, Avrupa’nın kendi içindeki demokrasi krizini aşamazken, Türkiye'yi demokrasi dersleri vermekle suçlamasının adaletsiz olduğunu ifade etti. Karakoç, "Kendi göçmenini entegre edemeyen, kendi gençliğini koruyamayan, Kur’an yakmayı, başörtüsüne katlanamamayı, camilere kilit vurmayı ifade özgürlüğü sayan bir yapı Türkiye’ye nasıl demokrasi dersi verebilir?" diyerek, Avrupa’nın “jeopolitik denetim” amacını açıkça dile getirdi.
TÜRKİYE’NİN ÇOK KATMANLI DIŞ POLİTİKA STRATEJİSİ
Zuhal Karakoç, Avrupa Komisyonu’nun raporunda yer alan bir diğer önemli ifadeye de dikkat çekti. Raporun “Türkiye giderek artan etkinlikte ve çok katmanlı bir dış politika yürütüyor” şeklindeki cümlesi, Karakoç’a göre, AB’nin diplomatik dille ifade ettiği jeopolitik korkuyu yansıtıyor. Karakoç, çok katmanlı dış politikanın Türkiye’nin dış ilişkilerdeki gücünü ve stratejik kapasitesini artıran bir unsur olduğunu ifade ederek, “Bu, Türkiye’nin sadece komşularıyla değil AB, Rusya, Çin, Orta Asya, Afrika, Körfez ve Kafkasya gibi bölgelerle aynı anda etkili bir şekilde konuşabilmesini ve çatışmayı ya da uzlaşıyı yönetebilmesini gösteriyor” dedi.
TÜRKİYE VE AB İLİŞKİLERİ: LİYAKAT VE SİYASİ UYGUNLUK
Karakoç, raporda yer alan Balkan ülkelerine övgülerin, **Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinin “durağan” ilan edilmesiyle çeliştiğini belirtti. Karadağ ve Arnavutluk gibi ülkelerin Türkiye ile askeri, ekonomik ya da üretim kapasitesi açısından kıyaslanamayacak durumda olduklarını dile getiren Karakoç, Avrupa genişleme stratejisinin artık liyakat değil, siyasi uygunluk temelinde şekillendiğini vurguladı.
KIBRIS SORUNU VE TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞI
Zuhal Karakoç, Kıbrıs konusunda da önemli açıklamalarda bulundu. Avrupa Birliği'nin Kıbrıs’ta Rum Yönetimi’ni hukuka aykırı biçimde üye kabul ettiğini ve Ada’daki dengeyi bozduğunu belirten Karakoç, “Kıbrıs Türk’tür bu tartışma kapanmıştır” dedi. Türkiye’nin Kıbrıs’ta egemen eşitliğe dayalı iki devlet modelini savunduğunu belirten Karakoç, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğundan geri adım atmayacağını ifade etti.
DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Karakoç, Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminin Türkiye olmadan kurulamayacağını söyledi. Türkiye’nin, Avrupa’nın göç yükünü hafiflettiği ve 18 Mart Mutabakatı çerçevesinde Suriyeli mültecileri kabul ederek önemli bir yükü sırtlandığına değinen Karakoç, “Avrupa, sorumluluk paylaşımından kaçmakta ve Türkiye'ye sadece eleştirilerde bulunmaktadır” dedi.
TÜRKİYE'NİN GÖÇ YÖNETİMİ VE AVRUPA’NIN SORUMLULUKLARI
Karakoç, Türkiye’nin mülteci konusunda attığı adımların Avrupa tarafından takdir edilmesi gerektiğini belirterek, “Birçok Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye, Avrupa’nın göç krizine katkı sağlarken, Avrupa bu sorumluluğu paylaşmaktan kaçınmaktadır” dedi. Ayrıca, Türkiye’nin 18 Mart Mutabakatı’ndaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak AB’nin vize serbestisi gibi kendi yükümlülüklerini hala yerine getirmediğini vurguladı.
TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASINDAKİ VİZYON VE KURUMSAL KAPASİTE
Son olarak, Karakoç, 2026 yılı Dışişleri Bakanlığı bütçesinin, Türkiye'nin dış politikasının kurumsal kapasitesini, caydırıcılığını ve vizyonunu büyüteceğini belirtti. “Türkiye, Avrupa’nın çizdiği sınırlara değil, kendi iradesine yaslanır” diyen Karakoç, Türkiye’nin dış politikasındaki bağımsızlık ve etkinliğin arttığını ifade etti.
TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK ODAKLI DİPLOMATİK ANGAJMANI
Zuhal Karakoç, Türkiye’nin AB ile ilişkilerde teknik başlıkların siyasallaştırılmasına karşı durarak, egemenlik odaklı ama çok taraflı diplomatik angajmanını artırmasının önemini vurguladı. KKTC’nin statüsünün güçlendirilmesi ve federasyon taleplerinin gündeme getirilmemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, göç yönetiminde adil yük paylaşımı için AB’nin işbirliği yapması gerektiğini söyledi.
Zuhal Karakoç, konuşmasını, Türkiye’nin bağımsız ve etkin dış politikasının her zaman uluslararası dengelerdeki yerini güçlendireceğini ifade ederek sonlandırdı.