YOL & YOLDAŞ & NİYET
Bazen yola çıkmak, yalnızca bir yer değiştirmek değil kendini yeniden kurmaktır. Bir adım, yalnızca toprağa değil gönle de düşer. Ve bilirim ki, dua ile yürüyenlerin yolları asla boş değildir.
Yol, sadece asfalt değil bir bilinçtir, bir emanetin izidir. Yola çıkan, yalnızca bedenini değil niyetini, iradesini ve duasını da taşır. Her adımda bir dua, her durakta bir anlam saklıdır.
“Ey yolların Rabbi, bu adımı bir niyetle attık. Yolun taşına değil, yolun hikmetine takılsın gözümüz. Bizi yolda kaybetme, yolda buluştur. Her adımda bir irade, her durakta bir vicdan bırak bize. Gittiğimiz yer değil, götürdüğümüz emanet olsun kıymetli. Senin izninle çıktık, senin izninle varalım. Selametle, hikmetle, rahmetle…”
Ve ardından bir güvenlik niyazı yükselir: “Allah’ım! Bu yolculukta beni görünmeyen belalardan, görünür tuzaklardan koru. Ayaklarımı sabit kıl, kalbimi selim eyle. Yolun karanlığında değil, senin nurunda yürüyeyim. Her adımda seni hatırlayayım, her durakta sana sığınayım.”
Ama yol her zaman kolay değildir. Bazen uzar, bazen yürek daralır. İşte o zaman sabır ve tevekkül devreye girer: “Ey sabrın sahibi, yol uzadığında, yürek daraldığında, bize dayanma gücü ver. Her gecede bir sabah, her yorgunlukta bir hikmet saklıdır. Yolun bizi değil, biz yolu dönüştürelim. Tevekkül ile yürüyelim, teslimiyetle varalım.”
Menzile varmak ise bir son değil, yeni bir başlangıçtır. “Ey bizi menzile ulaştıran, bu varış, bir son değil yeni bir başlangıçtır. Şükürle eğiyoruz başımızı, çünkü senin izninle geldik, senin lütfunla vardık. Gönlümüzü de menzile ulaştır, ayaklarımızdan önce kalbimiz varmış olsun.”
Ve dönüş… Aslında her yolun saklı çağrısıdır. “Ey dönüşlerin Rabbi, bu yolculukta sadece bir yere değil, kendimize döndük. Emaneti taşıdık, iradeyi sınadık, vicdanı konuşturduk. Şimdi dönerken, daha bilge, daha sorumlu, daha diri bir yürekle dönüyoruz. Bizi evimize değil, hakikatimize ulaştır.”
Yolculuk, bir dua kadar değerlidir. Dua ise, yol kadar derindir. Yola çıkan, dua ile yürür dua ile korunur dua ile varır. Ve her yol, bir dönüşü bekler. O dönüş, yalnızca eve değil kendine, hakikate, emanete olmalıdır.
Bütün mesele şudur: Yola çıktığında, kim olduğunu bilerek yürümek… Ve döndüğünde, artık aynı kişi olmadığını fark etmek.