BU ŞEHİR HEPİMİZİN DİYEN BİR BAŞKAN: MUSTAFA NARLI
Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı’yı dinlerken aslında sadece bir oda başkanını değil, yarım asrı aşan iş hayatının içerisinden gelen bir tecrübeyi dinliyorsunuz.
Siyasetten sanayiye, ticaretten gençlere, depremden TUSAŞ yatırımına kadar uzanan geniş bir çerçevede yaptığı değerlendirmelerin ortak bir noktası var:
“Bu şehir hepimizin.”
Bence Mustafa Narlı’nın açıklamalarının en dikkat çekici tarafı tam da burada başlıyor.
Çünkü Kahramanmaraş gibi üretim kültürü güçlü, sanayisi gelişmiş ancak 6 Şubat depremlerinin ardından ağır bir sınavdan geçen bir şehirde artık yalnızca “ne yapıldı?” sorusunu sormak yetmiyor.
Asıl soru şu:
Bundan sonra hep birlikte ne yapacağız?
Mustafa Narlı’nın verdiği mesaj da tam olarak bu sorunun etrafında şekilleniyor.
**********
YARIM ASIRLIK BİR TECRÜBENİN SESİ
1972 yılından bu yana iş hayatının içerisinde olduğunu anlatıyor Mustafa Narlı.
1981 yılında iplik ve çırçır fabrikası kurduğunu, yıllar içerisinde Kahramanmaraş sanayisinin gelişimine bizzat tanıklık ettiğini ifade ediyor.
Bugün geldiği noktada ise yalnızca kendi işletmesinin değil, Kahramanmaraş ekonomisinin geleceğini konuşuyor.
Bu önemli.
Çünkü bir şehrin ekonomik geleceği yalnızca rakamlardan, fabrikalardan veya organize sanayi bölgelerinden ibaret değil.
O şehirde yıllarca üretim yapan insanların biriktirdiği tecrübe de en az yatırımlar kadar değerli.
Narlı’nın anlatımında bu tecrübenin izlerini görmek mümkün.
Erken saatlerde fabrikaya gitmekten, yöneticileriyle üretimi değerlendirmekten, yıllarca iş dünyasının içerisinde olmaktan söz ediyor.
Bir başka ifadeyle, “Ben bu şehri dışarıdan izlemiyorum” mesajı veriyor.
**********
NARLI’NIN EN GÜÇLÜ MESAJI: “ŞEHRE SAHİP ÇIKALIM”
Mustafa Narlı’nın konuşmasında benim dikkatimi en fazla çeken bölüm ise TUSAŞ ya da OSB yatırımları değil.
Bütün bu başlıkların üzerine koyduğu “şehir hepimizin” yaklaşımı.
Çünkü Kahramanmaraş’ın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de ortak akıl.
Sanayici başka bir şey söylüyor, esnaf başka bir sorun anlatıyor, çalışan başka bir beklenti ortaya koyuyor.
Kamu kurumlarının öncelikleri var.
Siyasetin gündemi var.
Basının sorumluluğu var.
Ve bütün bunların üzerinde, depremden çıkmaya çalışan bir şehir gerçeği var.
Mustafa Narlı ise bu farklı alanları aynı masada buluşturacak bir anlayıştan söz ediyor.
Sanayici…
İş insanı…
Çalışan…
Kamu…
Siyaset…
Medya…
Toplum…
Hepsinin aynı şehrin parçası olduğunu hatırlatıyor.
Bence bu sözün üzerinde özellikle durmak gerekiyor:
“Bu şehir hepimizin.”
**********
TUSAŞ’I SADECE BİR FABRİKA OLARAK GÖRMÜYOR
Mustafa Narlı’nın TUSAŞ konusundaki yaklaşımı da dikkat çekici.
Çünkü TUSAŞ yatırımını yalnızca bir tesis olarak değerlendirmiyor.
Asıl hedefin, bu yatırımın çevresinde yeni bir üretim ekosistemi oluşturmak olduğunu söylüyor.
Tomsuklu bölgesinde daha küçük sanayi parsellerinin oluşturulması ve TUSAŞ’a parça üretebilecek firmaların Kahramanmaraş’a kazandırılması gerektiğini ifade ediyor.
3 bin metrekare…
4 bin metrekare…
Belki bugün küçük görünen bu işletmeler, yarının büyük sanayi kuruluşları olabilir.
Çünkü büyük sanayi yalnızca büyük fabrikalardan oluşmuyor.
Büyük sanayi, etrafında oluşan tedarik zinciriyle büyüyor.
Narlı’nın burada verdiği mesaj aslında oldukça açık:
TUSAŞ Kahramanmaraş’a geldiyse, Kahramanmaraş da TUSAŞ’ın üretim zincirine girmeli.
İşte bu bakış açısı, meselenin yalnızca “yatırım geldi” noktasında bırakılmaması gerektiğini gösteriyor.
**********
“BURADAN BİR TANE UÇAK UÇURACAĞIZ”
Narlı’nın TUSAŞ yatırımıyla ilgili kullandığı bir cümle var:
“Buradan bir tane uçak uçuracağız.”
Bu cümle yalnızca bir hedef ifadesi değil.
Aynı zamanda Kahramanmaraş’ın sanayi geleceğine ilişkin bir vizyonun da ifadesi.
Çünkü yıllarca tekstil ve metal mutfak eşyaları başta olmak üzere belirli sektörlerle anılan Kahramanmaraş’ın savunma ve havacılık sanayisinde de kendisine yer açması, şehir ekonomisinin çeşitlenmesi açısından önemli bir başlık.
TUSAŞ’ın çevresinde oluşabilecek yan sanayi, nitelikli istihdam ve teknoloji üretimi, önümüzdeki yıllarda Kahramanmaraş’ın ekonomik yapısında yeni bir sayfa açabilir.
Ama bunun gerçekleşmesi için yalnızca yatırımın gelmesi yetmez.
Şehrin o yatırıma hazırlanması gerekir.
Narlı’nın açıklamalarından çıkan en önemli sonuçlardan biri de bu.
**********
DEPREMİN ACISINI KONUŞURKEN SÖZLERİ DAHA DA AĞIRLAŞIYOR
Mustafa Narlı’nın konuşmasının bir başka yönü ise 6 Şubat depremlerine ilişkin anlattıkları.
Yaklaşık 220 yakınını kaybettiğini söylüyor.
Bu rakamı duyduğunuzda, deprem meselesinin onun için yalnızca ekonomik bir başlık olmadığını daha iyi anlıyorsunuz.
Bir şehrin yeniden inşasından söz ederken aslında kendi kayıplarının içinden konuşuyor.
“Acı hepimizindi” yaklaşımı da buradan geliyor.
Belki de bu nedenle Kahramanmaraş’ın yeniden ayağa kalkması konusunda birlik vurgusunu bu kadar güçlü yapıyor.
Çünkü deprem sonrasında herkesin kaybı farklı olsa da şehrin yaşadığı travma ortak.
Ve Narlı’nın anlatmak istediği de tam olarak şu:
Acımız ortaksa, yeniden ayağa kalkma sorumluluğumuz da ortak olmalı.
**********
GENÇLERİ SADECE ELEŞTİRMEYELİM, ÖNÜNÜ AÇALIM
Narlı’nın gençlerle ilgili sözleri de üzerinde durulması gereken başka bir başlık.
Yeni neslin teknolojiye, bilgiye ve özellikle yapay zekâya daha fazla hâkim olduğunu söylüyor.
Burada önemli olan gençleri yalnızca “geleceğimiz” olarak görmek değil.
Onlara bugünün karar mekanizmalarında da alan açmak.
Tecrübenin önemli olduğunu kabul ediyor Narlı.
Ancak tecrübenin tek başına yeterli olmadığını da söylüyor.
Bir tarafta yılların birikimi…
Diğer tarafta gençlerin enerjisi…
Aslında aradığı şey bu ikisinin buluşması.
Tecrübe ile dinamizmin aynı masada oturması.
Kahramanmaraş’ın önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duyacağı yönetim anlayışlarından biri de belki tam olarak bu olacak.
**********
“MAKAMLAR KİŞİLERE AİT DEĞİLDİR”
Kahramanmaraş Ticaret Borsası seçimleri yaklaşırken Mustafa Narlı’nın verdiği mesaj da dikkat çekici.
Yeniden aday olup olmayacağı konusunda kesin bir ifade kullanmıyor.
Üyelerin ve büyüklerin yaklaşımına göre karar vereceğini söylüyor.
Ancak bir cümlesi var ki siyaset ve oda seçimlerinin ötesinde anlam taşıyor:
“Makamlar kişilere ait değildir.”
Bu cümle, aslında Narlı’nın yönetim anlayışını da özetliyor.
Görevlerin bir gün devredileceğini kabul eden bir anlayış.
Gençlerin önünün açılmasını savunan bir yaklaşım.
Tecrübeli isimlerin birikiminden faydalanırken yeni isimlere de alan açma düşüncesi.
Ve en önemlisi…
Kendisinden farklı düşünen insanların da kurumlarda yer alabilmesini savunması.
**********
MUHALEFET EDENİ DIŞLAMAK YERİNE MASADA TUTMAK
Mustafa Narlı’nın “ötekileştirme olmayacak” mesajı da özellikle dikkat çekici.
Kendisini eleştiren ya da farklı düşünen bazı isimlerin de mecliste görev aldığını anlatıyor.
Bu yaklaşımın temelinde ise şu düşünce var:
Aynı fikirde olmak zorunda değiliz aynı şehir için çalışabiliriz.
Bence Kahramanmaraş’ın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu anlayışlardan biri de bu.
Çünkü şehirler yalnızca aynı düşünen insanların bir araya gelmesiyle büyümez.
Farklı fikirlerin tartışıldığı, eleştirilerin dinlendiği ve ortak noktaların bulunabildiği ortamlarda gelişir.
**********
BASINA DA BİR GÖREV YÜKLÜYOR
Mustafa Narlı’nın basın mensuplarına yönelik sözleri de ayrıca önemli.
“Siz bu şehrin aynasısınız” diyor.
Bu cümle, gazeteciliğin şehir hayatındaki rolünü de hatırlatıyor.
Basın yalnızca yapılan yatırımları duyurmakla görevli değil.
Eksikleri de yazacak.
Yanlışları da sorgulayacak.
Vatandaşın talebini de gündeme taşıyacak.
Üstelik Narlı, kendisinin de eleştirilebileceğini özellikle ifade ediyor.
Bu, yerel basın açısından önemli bir çağrı.
Çünkü şehir için yapılan eleştirinin amacı kişileri yıpratmak değil, sorunların çözümüne katkı sunmak olduğunda anlam kazanıyor.
**********
SON SÖZ: KAHRAMANMARAŞ’IN MESELESİ, KAHRAMANMARAŞ’IN ORTAK MESELESİ
Mustafa Narlı’nın açıklamalarını dinlerken aslında karşımıza yalnızca bir Ticaret Borsası seçimi çıkmıyor.
Daha büyük bir mesele çıkıyor.
Kahramanmaraş nasıl bir şehir olacak?
Sanayisi nereye gidecek?
Gençleri şehirde nasıl tutulacak?
TUSAŞ yatırımı nasıl büyütülecek?
Yan sanayi nasıl oluşturulacak?
Deprem sonrası ekonomi nasıl güçlendirilecek?
Şehirde farklı düşünen insanlar aynı masada nasıl buluşacak?
Ve en önemlisi…
Kahramanmaraş’ın ortak geleceği nasıl kurulacak?
Mustafa Narlı’nın bütün bu sorulara verdiği cevapların ortak noktası ise tek bir cümlede birleşiyor:
“Bu şehir hepimizin.”
Belki de bugün Kahramanmaraş’ın ihtiyacı olan şey tam olarak budur.
Birbirimizi rakip görmekten çok, aynı şehrin insanları olduğumuzu hatırlamak.
Eleştiriyi düşmanlık olarak değil, katkı olarak görmek.
Tecrübeyi gençlerin enerjisiyle buluşturmak.
Yatırımı sadece fabrika olarak değil, ekosistem olarak düşünmek.
Ve depremden sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışan bu şehre hep birlikte sahip çıkmak.
Mustafa Narlı’nın sözleri arasında benim aklımda en çok kalan ise yine aynı cümle oluyor:
Bu şehir hepimizin.
Ve gerçekten de öyle…
Çünkü Kahramanmaraş’ı yeniden güçlü bir şehir haline getirecek olan yalnızca bir başkan, bir kurum, bir siyasetçi ya da bir sanayici değil.
Kahramanmaraş’ın kendisi olacak.
Yani hepimiz.