Bugun...


HÜSEYİN YILMAZ

facebook-paylas
GARİPÇE ÖLMEK
Tarih: 14-06-2026 07:59:00 Güncelleme: 14-06-2026 07:59:00


 

Garipçe Ölmek

Bir garip öldü diyeler,
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar,
Şöyle garip bencileyin.

Ölmek ihlaslı bir hayat sürerken garip olarak ve dosdoğru bir yol üzereyken... Kalbinde, sevdiklerinin yanında ihlasla ölmek varken Yunusca tarafın, bir garip olarak, Hakk'ın bildiği, Hakk'ın sevdiği bir kul olarak kimselerin olmadığı ve duymadığı bir yerde ölmek... Kadrinin bilinmediği uzaklarda...


Aman Allah'ım! Kalbim titriyor, şahdamarım kabarıyor. O güzel makamı istiyorken gönlüm, kalbim allak bullak bir halde. 
Garip olarak ölmek Yunusca, ne kolay Yavuzca, ne zor istek. 


Nasıl bir irade eğitimi söyletiyor bunu Yunus'a? 


Ya ben? Ya ben ne haldeyim? İşte tam da bu ikilem arasındayım, bu git-geldeyim.
Bu git-gel, ruhumu mutlak bir tenhalık özlemi ile dünyayı omuzlama mesuliyeti arasında adeta eritiyor. Bir yanım dervişane bir iştiyakla her şeyden soyunup, adının bile anılmadığı o saf gariplik makamında sessizce sırrolmak için can atarken felsefi bir kaçışla değil, dervişane bir iştiyakla diğer yanım bu fani hayattaki imtihanların, geride bırakacaklarımın ve sorumluluklarımın ağırlığı altında eziliyor. Kalbim, bilinmezliğin o huzurlu iklimine sığınmak ile hayatın tam ortasında fırtınalara göğüs germek arasında sarsıcı bir iç savaş veriyor. Bu arayış ve uyanış sancısı, içimi bütünüyle allak bullak ediyor.


“Dağlar ile, taşlar ile çağırayım Mevla'm seni.” Kimin ne dediği umurumda değil. Her yerde halk içinde iken halktan uzakta her halükarda “Halvet der encümen...” Yolumuzun, günümüzün o baş döndürücü hız dünyasında büsbütün unutulan o en güzel düsturu: Bedenen ve zahiren insanların arasında, işin gücün peşinde bulunurken kalben ve batınen her saniye Hak ile baş başa olmak, halkın içindeyken bile yalnız O’na yönelmek...


Geridekilere ne olacak? 


Ne derler geridekiler? 


Geridekileri at heybene, devam et yoluna! Tüm iradeni ortaya koyarak, tüm müktesebatınla elinin tersiyle iterek dünya, mal, makam, evlat, tüm çeldiricileri... 


Dua dua, yalvarışla, gözyaşı dökerek, ihlasla gariplerin ölümünü istemek. 
Yol varsa budur, bilmiyorum başka yol.


İşte bu dervişane teslimiyet, insanı yoran tüm sahte unvanların ve dünyalık bağların ötesinde, ruhun en saf, en çıplak halidir. Geride ne bir alkış tufanı ne de fani bir iz bırakma arzusu... Sadece takdirini kuldan değil, bizzat Yaratıcı’dan bekleyen o yüce adanmışlık. Çünkü nihayetinde bilirsin ki insan bu dünyada kalabalıklar içinde ne kadar alkışlanırsa alkışlansın, Hakk’ın katında bir garip kadar sükunete ermedikçe asla hedefe varamaz. Tüm çeldiricileri elinin tersiyle itip, heybendeki o ağır sessizlikle son nefesi teslim etmek, asıl büyük fetihtir gerisi sadece geçici bir aldanış, yorucu bir gürültüdür.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI