Bugun...


HÜSEYİN YILMAZ

facebook-paylas
EĞİTİMDE LİDERLİK: İNSANA DOKUNMAK
Tarih: 14-09-2026 15:01:00 Güncelleme: 14-09-2026 15:01:00


 

EĞİTİMDE LİDERLİK: İNSANA DOKUNMAK

Bilginin her gün katlanarak çoğaldığı, değişim baş döndürücü bir hızla ilerlediği günümüz dünyasında artık hiçbir şeyi eski usul yöntemlerle "idare etmek" mümkün değildir. Süreçleri sadece idare etmeye çalışmak, akan bir nehrin önünde küreksiz durmaya benzer sizi sürükler ve yok eder. İşte bu yüzden yeni nesil yöneticiden beklenen şey sadece idarecilik yapmak değil önderlik etmektir, liderlik vasfını sahaya yansıtarak süreci basiretle yönetmektir.

Günümüz yönetim anlayışında sıradan bir idareci ile gerçek bir lider arasındaki en belirgin çizgi proaktifliktir. Olaylar vuku bulduktan sonra etkiye tepki vermek, yangın çıktıktan sonra su taşımak her idarecinin yapacağı iştir. Asıl maharet olaylar henüz gerçekleşmeden, kurumsal kokuyu alıp olası krizleri gözlemlemek ve doğmadan engellemektir. İsteğimiz, 1.2 milyonluk devasa eğitim camiamızda, kurumlarında öz motivasyonuyla "içten yanar motor" gibi çalışan, proaktif lider öğretmen ve lider müdürlerimizin sayısının artmasıdır. İdealimiz çalışanlarımızın tamamının Alperenler gibi yüksek bir şuur ve öz disiplinle hareket etmesi.  Bunun önünde tembellikten ailevi meselelere, geçim sıkıntısından tükenmişliğe kadar pek çok sebeb olabilir … Bize düşen elimizin tersiyle tüm bahaneleri ortadan kaldırmak. Bunu gerçekleştirecek niyet gücü sende, bende, bizde var.

Bilmeliyiz ki: Hiçbir yanlış kendi kendine düzelmez. Lider, aksaklık gördüğünde "Zamanla hallolur" deyip halının altına süpürmeyen, doğru zamanda müdahale iradesini gösterendir. Tam da Prof. Dr. Acar Baltaş’ın "Yeni Yöneticinin El Kitabı" eserinde vurguladığı gibi başarılı kurumları ortalama olanlardan ayıran temel unsur, proaktif tavır koyabilen ve inisiyatif alan liderlerin varlığıdır.

Yöneticilik makamında en kritik güç iletişimdir. "İletişim sizseniz, iletişimsiniz" ilkesi gereğince liderin duruşu, üslubu, güler yüzü ve bakışı kurumun iletişim dilini belirler. Siz ne kadar samimi, açık ve kucaklayıcı olursanız kurumun kılcal damarlarına kadar yayılan hava da o kadar sağlıklı olur. Liderliğin en hassas dengesi ise tam olarak burada başlar: Bir taraftan ekibimizi mutlu ve huzurlu kılmak, diğer taraftan kurumumuzun hedeflerine tavizsiz bir şekilde ulaşmak.

Eğer sadece hedeflere odaklanıp insanı unutursanız mekanik, ruhsuz ve bıkkın bir çalışan topluluğu üretirsiniz. Sadece çalışanı mutlu etmeye odaklanıp kurumsal disiplini ve hedefleri gevşetirseniz bu kez de amacından sapmış, verimsiz bir yapıyla baş başa kalırsınız. Çözüm işimize sevgimizi katmak, resmi görevlerimizi aşkla yaparken çalışanlarımıza değer verildiğini hissettirmektir. İnsanları zorlamadan ama disiplinden de ödün vermeden, onları ortak bir ideale inandırmak... Günün sonunda hem dünyada hem ahirette karşılığı olan bu kutlu meslekte, arkamızda hoş bir sada ve hedeflerine ulaşmış, mutlu bir okul iklimi bırakabilmektir asıl liderlik.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI