İSTİKLAL’İN LİDER RUHLU GENÇLERİ
Geçtiğimiz günlerde okulumuzda gerçekleştirdiğimiz geleceğimizin asıl teminatı olan kıymetli öğrencilerimizle çok özel bir buluşmada bir araya geldik. Seminerimize konuk olan Milli Eğitim Eski Müdürlerinden Yıldırım Alkış hocamız, tarihin dönüm noktalarından gündelik hayatın sarsılmaz disiplinine uzanan öyle köklü bir liderlik vizyonu ortaya koydu ki, dinleyen her bir gencin zihninde ve yüreğinde adeta yeni bir ufuk açıldı. Bizler de bu kıymetli buluşmada tuttuğumuz notları, pedagojik ve sosyolojik gerçeklerin ışığında bir araya getirerek köşemize taşımak istedik.
Değerli konuşmacımızın sunumunda ilk ve en çok öne çıkan vurgu, gerçek liderliğin kalabalıkların arkasına saklanma yeri olmadığı, aksine herkesin duraksadığı kriz anlarında öne çıkma cesareti gösterilmesi gerektiğiydi. Sosyal psikolojide kitlelerin sorumluluktan kaçarak sessiz kalmasını ifade eden "seyirci etkisi" (bystander effect), tarih boyunca ancak yüksek iradeli liderlerin öne atılmasıyla kırılabilmiştir. Konuşmacımız bu duruma tarihten harika örnekler vererek, Tâlût ve Câlût’un orduları karşı karşıya geldiğinde, kitlelerin ümitsizliğe düştüğü o dehşetli anda gencecik bir delikanlı olan Hz. Davud’un bir adım öne çıktığını ve bu cesareti sayesinde hem Câlût’u alt edip hem de peygamber kral olduğunu anlattı. Genç yaşta Medine’nin sancağını omuzlayan Mus'ab bin Umeyr ile askeri dehasıyla orduları sevk ve idare eden Halid bin Velid de bu ilkeli duruşun en somut gençlik modelleri olarak aktarıldı.
Bu toprakların bağrından çıkan kahramanlık destanlarına gelindiğinde ise salondaki coşku adeta doruğa ulaştı. Fransız cephaneliğini havaya uçurmak için canını ortaya koyan, düşman askerlerinin tüfek süngüleriyle karnı deşilip öldü diye bırakılan ama düştüğü yerden büyük bir iradeyle kalkıp, bağırsaklarını toplayarak o cephaneliği havaya uçuran Mıllış Nuri’nin hikayesi, gençlerimize liderliğin fedakarlık boyutunu derinden hissettirdi. İlk kurşunu sıkan Sütçü İmam’ın, Malazgirt’te yorgun askerlerinin karşısına kefen niyetine giydiği beyaz kıyafetiyle çıkıp "Hanımlarını ve çocuklarını özleyen varsa evine gitsin, beyaz kıyafetim kefenim olsun" diyen Sultan Alparslan’ın ve vücuduna saplanan oklara aldırmadan adeta meleklerin dilince bir cezbe halinde burçlara tırmanıp o sancağı diken Ulubatlı Hasan’ın ortaya koyduğu bu sarsılmaz cesaret olmasaydı, biz bugün bu sınıflarda rahat bir şekilde ders işleyemezdik.
Konuşmacımız, tarihi inşa eden bu büyük ruhların ardından sözü büyük hukuk ve fikir adamı Ali Fuat Başgil’in gençliğe tavsiyelerine getirerek, bir liderin kuşanması gereken ahlaki zırhı anlattı. Gerçek bir liderin asla kimseyi kıskanmaması gerektiğini, çünkü kıskançlığın bir özgüven eksikliği olduğunu ve liderin ancak başkasının başarısından ilham alabileceğini belirtti. Sosyolojide sıklıkla atıfta bulunulan Nietzsche’nin "İnsan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır" tespitiyle, gençlikte iyi arkadaşlar kazanmanın liderin vizyon sınırlarını nasıl belirlediği gözler önüne serildi. Anne babasının bedduasını alan, aile bağlarını koparan bir kimseden asla kitlelere yön verecek bir lider olamayacağını hatırlatan hatip, zamanı ve kaynakları doğru yönetmek adına tecrübe edilmişi yeniden tecrübe etmeye kalkışmamanın, yani deneyimsel öğrenmenin önemine dikkat çekti. Başarı büyüdükçe kibrin değil tevazunun büyümesi gerektiğini, cesur olurken Don Kişot gibi hayali yel değirmenleriyle savaşarak enerjiyi heba etmemek gerektiğini ve Hz. Ali’nin o asil düsturunda olduğu gibi, kendisine kötülük edene bile iyilikle mukabele edebilmenin hakiki liderlik vasfı olduğunu vurguladı.
Seminerin ilerleyen bölümlerinde Ahmet Vefik Paşa’nın yönetim tecrübesinden süzülen kurallara değinen konuk konuşmacımız, bugün nörobilimin ve zaman yönetimi matrislerinin doğruladığı hayati gerçekleri öğrencilerimizle paylaştı. Kavgacı, geçimsiz ve hırçın insanlardan lider çıkmayacağını liderin uyumlu, ılımlı, kriz anlarında yapıcı ve birleştirici bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Karşılaştığı ilk engelde "yapamam ki" diyerek havlu atmayan, azimli, zaman bilincine sahip, randevusuna muvakkit yani son derece dakik olan ve kimseyi bekletmeyen bir karakterin önemini anlattı. Ölse bile sözünden dönmeyen ve tutamayacağı sözü vermeyen lider adayı, aynı zamanda hayatını bir düzene oturtmak zorundadır. Uyku ve uyanıklık saatleri bir ritme bağlı olan, her gün aynı saatte yatan, aynı saatte kalkan ve dersine düzenli çalışan bir öğrenci, beynindeki odaklanma merkezini yani prefrontal korteksini disipline etmiş demektir. Değişen çağın gereklerini eksiksiz yerine getiren, güleryüzlü ve girişimci bu şahsiyet, çevresine de güven aşılar.
Son olarak lider öğrencinin günlük yaşam rehberine dair çok pratik ve hayati sınırlara değinildi. Peygamber Efendimizin öğrencilerinin O’na "Anam babam sana feda olsun" diyecek kadar büyük bir sevgi beslediğini hatırlatan konuşmacı, bugünün gençlerinin de ahlakıyla çevresinde bu samimi sevgiyi uyandırabilmesi gerektiğine işaret etti. Lider ruhlu bir öğrencinin cahillerden kaçacağını, hitabet gücünü zedeleyecek argo konuşmalardan ve küfürlü kelimelerden zihnini ve dilini tamamen arındıracağını belirtti. Zamanı, malı ve emeği israf etmeyen bu gençlerin, hatıralarını, şiirlerini ve hedeflerini yazdıkları, kendileriyle baş başa kalıp dertleştikleri özel bir ajandaları olmalıdır. Bu yöntem, psikolojide "öz-yansıtma" (self-reflection) dediğimiz, bireyin kendi zihinsel ve duygusal gelişimini sağlıklı bir şekilde izlemesini sağlayan harika bir bilimsel metottur. Lider öğrenci yaptığı iyilikleri asla başa kakmaz, zor zamanlarda ümitsizliğe düşmez ve maymun iştahlı olmadan hedeflerini disipline eder. Güzel sanatlarla ilgilenir, öfkelendiği anlarda "Lahavle" çekerek öfkesini yutar, kontrolü elinde tutar ve alimlerle sohbet ederek merak duygusunu canlı tutacak sorular sorar. Kendisine ve hiç kimseye faydası olmayan boş uğraşlardan uzak durur çünkü o, tek başına mutlu olunamayacağını, kolektif huzurun ve toplumsal faydanın ne denli kıymetli olduğunu bilir.
Sevgili gençler, kıymetli öğrencilerim seminerimizde değerli konuğumuzun bizlere aktardığı bu sarsılmaz disiplin ve ahlak ilkeleri, sadece defterlerinizde kalacak notlar değil, hayat sahnesinde kuşanacağınız asıl karakteriniz olmalıdır. Kendi ajandanızı tutarak, dilinizi argo ve küfürden temizleyerek, zamanı dakik kullanarak yarının vizyoner önderleri olmaya hazır mısınız? Unutmayın, bu ülkenin dersine disiplinle çalışan, karakteri sağlam ve iradesi güçlü lider öğrencilere ihtiyacı var. Yolunuz açık, ufkunuz her daim aydınlık olsun.