SILA-İ RAHİMDEN BÂKİ KUBBEDE HOŞ BİR SADAYA
Yolculuğa çıkarken kalbimize düşen en halis niyetlerden biri olan sıla-i rahim, eş dost ziyareti vazifesini eda etmek nasip oldu elhamdülillah. Bizleri bu anlamlı buluşmaya kavuşturan, gönül bağlarımızı kuvvetlendiren ve bu güzelliği nasip eden Rabbime sonsuz hamdolsun.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de bizlere şöyle buyurur:
"Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya... iyilik edin." (Nisâ Sûresi, 36)
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) "Sıla-i rahim yapmak ömrü uzatır, rızka bereket katar" müjdesini İstanbul’un bu manevi ikliminde bizzat yaşamak akrabalarımızla bir araya gelmek, hemhal olmak, hal hatır sormak kalbimize ayrı bir genişlik ve sekine verdi. Şairin dediği gibi:
"Yollar uzun, yollar ince,
Gönül varır yâre önce.
Sıla-i rahim edince,
Gönüllerde güller açar..."
Anladık ki yol ve yolculuk sadece mesafeleri kat etmek değilmiş asıl yolculuk gönüllere giden yolları açabilmek, mesafeleri duayla ve muhabbetle aşabilmekmiş.
Güzel bir ortamda, canım akrabalarımla bir arada olmak sadra şifa geldi ruhumu dinginleştirdi, yüreğime âb-ı hayat oldu. Rabbim akraba ziyaretini ve sıla-i rahmin gereklerini hakkıyla yerine getiren, akrabalık bağını koruyan samimi kullarından eylesin bizi. Kalan ömrümüzü de sevdiklerimizle birlikte Rızasına uygun, bereketli ve huzurlu eylesin.
Sıla-i rahmin o bereketli ve huzurlu havasını soluduktan sonra adımlarımız bizi Boğaz’ın o zarif gerdanlığına, Ortaköy Camii’ne (Büyük Mecidiye Camii) getirdi.
Suyun tam kenarında, sanki Boğaz’ın dalgaları üzerine kurulmuş nazlı bir mabet gibi duran Ortaköy Camii, pencerelerinden süzülen zarafetiyle insanı büyülemeye devam ediyor. Dışarıda Boğaz’ın canlılığı, martı çığlıkları ve akıp giden hayat içeride ise o pencerelerden süzülen ışıkla birleşen derin bir huşû hali…İçeride okunan mevlidi şerifler, Allah’a açılan eller. Ne manevi bir atmosfer hemen denizin kıyısında.
Sıla-i rahmin ferahlığı üzerine Boğaz’ın ve bu zarif mabedin manevi iklimi eklenince, ruhun dinginliği tamamlanmış oldu. Kubbenin altından Arş-ı Âlâ’ya yükselen dualarımıza Boğaz’ın serin rüzgârı yoldaşlık etti.
"Geçtiğimiz yollardan izlerimiz kalsın,
Gönülden gönüle köprülerimiz kalsın.
Fani âlemde her şey unutulsa bile,
Bâki kubbede hoş bir sadamız kalsın..."
Niyetlerimizi tek tek hayırla neticelendiren Rabbim, birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Payitaht’ın bu eşsiz güzellikleri içerisinde adım adım, dualarla ve şükürle sürdürdüğümüz yolculuğumuz, gönlümüzde biriken güzel hatıralarla devam ediyor…