Bugun...


HÜSEYİN YILMAZ

facebook-paylas
ÇAĞRI
Tarih: 04-08-2026 13:03:00 Güncelleme: 04-08-2026 13:03:00


Çağrı
Gönlü ezelî bir sevdayla tutuşan, ruhu mukaddes beldelerin özlemiyle yanan ey can! Bilesin ki bu yolculuk, sadece coğrafi mesafeleri katetmekten ibaret değildir bu, ezelden edilen bir ahde vefa, ruha üflenen ilahi bir nefestir.
Ey Rahman’ın misafiri! Sakın terk-i edepten, sakın terk-i edepten…
Tıpkı Şair Nâbî’nin, Medine-i Münevvere’ye yaklaşırken o derin hürmet ve edeple kaleme aldığı şu tarihi haykırışındaki gibi:


"Sakın terk-i edepten kûy-ı Mahbûb-ı Hudâ’dır bu!


Gâh-ı kalk-ı Hüdâ, mütcellâ-yı Hüdâ’dır bu..."


(Sakın edepsizlik etme burası Allah’ın Sevgilisi’nin beldesidir! Burası Hak Teâlâ’nın tecelligâhı, nazar ettiği yerdir.)
Ey Allah’ın Halili İbrahim Aleyhisselam’ın nida ettiği kişiler arasına giren sen! Bu kutlu çağrıya kulak veren sen!
Asırlar öncesinden Rabbimiz Hz. İbrahim’e şöyle emretmişti:
"İnsanlar arasında haccı duyur ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden, uzak yollardan gelen yorgun binekler üzerinde sana gelsinler." (Hac Sûresi, 27)


İşte bu ayet-i kerimenin muhatabı olan sen… Ne mutlu sana! Asırlar öncesinden gelen bu ilahi çağrıyı çağımız insanının görmeyen gözlerinin, işitmeyen kulaklarının, hissetmeyen kalplerinin ötesinde duydun. Kulak verdin, can verdin, gönül verdin, icabet ettin. Ne mutlu sana!
Allahu Ekber! Rabbim bu çağrıyı duyabilecek gönüller, işitebilecek kulaklar nasip eylesin tüm Müslümanlara, tüm müminlere, tüm gönlü yanıklara…


Bu ilahi daveti duyduktan sonra artık önümüzde hiçbir bahane kalmıyor. Rahman’ın misafiri olma şerefine imkânı, parası olanlar ermiyor. Orada nice nice, gözlerden uzak ama Hak katında kıymetli gönüller var. Kur’ân-ı Kerîm’de ifade buyurulduğu gibi:


"...İffet ve hayalarından dolayı, bilmeyen kimse onları zengin zanneder. Sen onları yüzlerindeki simalarından tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey de istemezler..." (Bakara Sûresi, 273)
İşte onlar da oradalar! Kâbe’deler, Medine’de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mescidindeler… Gözyaşları içerisinde ellerini açmışlar samimi bir kalple, dilden öte bir dille Yüce Rabbimden istiyorlar. Dedik ya, bahaneler ötesi bir davete icabet eden kişinin arzu hâlidir bu. Ne güzel, ne mübarek bir hâl!
Ve bir şekilde bu daveti duyanlar gidiyorlar… Gidenler ise doyamayıp bir daha, bir daha gitmek istiyorlar. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
"Hac ile umrenin arasını birleştirin (peş peşe yapın). Çünkü bunlar, körüğün demir, altın ve gümüşün kirini/pasını giderdiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder..." (Tirmizî, Hac, 2)
Tabii ki bu bereketi, günümüz insanının materyalist ve kapitalist zihniyetiyle açıklayamayız. Bu durum 2+2=4 mantığının çok ötesinde bir sırdır. Bu bir bereket, bu bambaşka bir iklimdir… Anlayana…
Anlamayana ve anlamak istemeyenlere ise sadece selam olsun! Nitekim Yüce Rabbimiz, Rahman’ın has kullarını tarif ederken şöyle buyurur:


"Rahmân’ın (hâlis) kulları, yeryüzünde mütevazı olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attığı (takıldıkları) zaman 'Selam (ve selametle)' derler (geçerler)." (Furkân Sûresi, 63)
Ve sen… Ey bu çağrıya gönül verip yollara düşen Rahman’ın misafiri! Yolun açık, umren mebrur, duan makbul olsun…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI