|
Tweet |
Gelecek Partisi, 6. kuruluş yıl dönümünü anlamlı bir etkinlikle kutladı. Partinin Kahramanmaraş İl Başkanı Muharrem Çevik ve yönetim kurulu üyeleri, partiye dair önemli kararların alındığı ve gelecek vizyonunun belirlendiği Haymana İstişare Kampı'na katıldılar. Kahramanmaraş İl Başkanı Muharrem Çevik, “Bizler, inandığımız değerleri emeğimiz, alın terimiz ve vicdani sorumluluğumuzla bu kutlu mücadeleye adadık. Hiçbir şartta adaletten sapmadık, ahlaktan taviz vermedik, milletimize karşı taşıdığımız sorumluluğu bir an dahi unutmadık”

12 Aralık 2019 tarihinde kurulan Gelecek Partisi, 6. kuruluş yıl dönümünü büyük bir coşku içinde kutladı. Partinin kurucusu ve Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun liderliğinde yola çıkan Gelecek Partisi, 6 yıl boyunca zorluklara rağmen ideallerinden sapmadan büyümeye devam etti. Parti, kuruluşunda belirlediği hedeflere ve ilkelerine sadık kalırken, toplumun değişen ihtiyaçlarına göre siyaset üretmeye devam etti.

Haymana'da gerçekleştirilen İstişare Kampı, partinin kurucularından ve önemli isimlerinden olan Genel Başkan Ahmet Davutoğlu'nun katılımıyla daha da anlam kazandı. Kahramanmaraş İl Başkanı Muharrem Çevik ve il yönetimi, burada parti içindeki çalışmaları değerlendirdiler ve geleceğe yönelik önemli mesajlar verdiler.

Gelecek Partisi Kahramanmaraş İl Başkanı Muharrem Çevik, partisinin 6. kuruluş yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"Gelecek Partisi'nin 6. kuruluş yıldönümünü kutlu olsun. 12 Aralık 2019’da adaleti, etik ve ortak aklı merkeze alan bir siyasi vizyonla yola çıktık. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde kurulan Gelecek Partisi baskılara, engellemelere ve her türlü zorluğa rağmen geri adım atmayanların kararlı duruşuyla bugünlere ulaştı.

Bizler, inandığımız değerleri emeğimiz, alın terimiz ve vicdani sorumluluğumuzla bu kutlu mücadeleye adadık. Hiçbir şartta adaletten sapmadık, ahlaktan taviz vermedik, milletimize karşı taşıdığımız sorumluluğu bir an dahi unutmadık. Bugün, kuruluşumuzun 6. yılında aynı inançla, aynı kararlılıkla ve aynı yüksek sorumluluk bilinciyle yürüyüşümüze devam ediyoruz."
.jpeg)
Haymana İstişare Kampı’nda açıklanan manifestoya göre, Gelecek Partisi, toplumun üzerine çöken karamsarlığa karşı bir duruş sergileyecek. Manifestoda, "Toplumumuzun üzerine çökmüş olan karamsarlık psikolojisine meydan okuyacak, toplumumuza özgüvenini tekrar kazandıracağız" ifadesine yer verildi. Bu mesaj, partinin toplumun moral ve güven sorunlarına dair güçlü bir çözüm önerisi sunduğunun bir göstergesi olarak dikkat çekti.
Gelecek Partisi'nin geleceğe yönelik bu kararlı ve umut dolu mesajı, yalnızca siyasi bir duruşu değil, aynı zamanda bir moral kampanyasını da içeriyor. Partinin, halkın içindeki karamsarlığı ve güven eksikliğini aşmak için toplumu yeniden birleştirmeyi ve güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Kuruluş yıl dönümü vesilesiyle yapılan açıklamalarda, Gelecek Partisi’nin siyasetteki temel ilkeleri bir kez daha vurgulandı. Parti, her zaman adalet, ahlak ve ortak akıl temelleri üzerine siyaset yapma anlayışını benimsediğini belirtti. Gelecek Partisi'nin amacı, sadece iktidara gelmek değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, adaletli bir sistem kurmak.
Başkan Muharrem Çevik'in de ifade ettiği gibi, "Bizler, inandığımız değerleri, emeğimizle ve vicdani sorumluluğumuzla bu kutlu mücadeleye adadık." Bu, Gelecek Partisi'nin sadece bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir değerler mücadelesi olduğunu ortaya koyuyor.
Haymana'da yapılan İstişare Kampı, Gelecek Partisi'nin gelişim sürecindeki önemli adımlardan biriydi. Bu kamp, sadece parti içindeki koordinasyonu güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda partinin vizyonunu da pekiştirdi. Parti yönetimi, yerel teşkilatlarla sıkı bir iletişim kurarak, her bir bölgedeki sorunları dinleyip çözümler üretmeyi hedefliyor. Kahramanmaraş İl Başkanı Muharrem Çevik, bu tür etkinliklerin partisinin büyümesinde önemli rol oynadığını belirtti.

GELECEK PARTİSİ 6. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ MANİFESTOSU
Afroavrasya anakıtasının “Merkez Ülkesi” olarak stratejik dengelerin belirleyici gücü olan ülkemiz tarihi bir eşikte bulunmaktadır. Hepimizin üzerine düşen temel görev bu tarihi eşiği en doğru şekilde aşarak gelecek nesillere güzel bir miras bırakmaktır.
Dünyada Birleşmiş Milletler sisteminin çöktüğü Üçüncü Dünya Savaşı senaryolarının tartışıldığı, ticaret savaşlarının hız, teknolojik rekabetin varoluşsal bir nitelik kazandığı küresel ölçekli gıda, iklim ve göç sorunlarının yaşandığı insan hak ve özgürlüklerinin otoriter yönetimlerce hiçe sayıldığı başta Siyonizm olmak üzere ırkçı ideolojilerin pervasızca soykırım suçu işlediği yerkürenin en kritik jeopolitik hatları ve doğal kaynakları üzerinde bulunan Türk ve İslam aleminin etnik ve mezhebi faylarla parçalanmak istendiği ekonomik eşitsizliğin bir uçuruma dönüştüğü denetimsiz sosyal medya çılgınlığı ile insanoğlunun varoluş gerekçesi olan aile yapısının sarsıldığı bir dönemde, ülkemizde toplumun her alanına sirayet eden bir ahlaki çöküş yaşanmasının uyuşturucu baronlarından bahis ve kumar çetelerine uzanan suç örgütlerinin ülkenin her yanında cirit atmasının devletin dini olarak gördüğümüz adalet ilkesinin her geçen gün daha fazla çiğnenmesinin yargının kişisel ve siyasi çıkarlar için araçsallaştırılmasının göllerimizin kuruyup toprağımızın çölleşmesinin tarım üretimi düşerken hayvancılığın yok olmasının gıda güvenliği zaafının toplu zehirlenmelerine yol açacak ölçüye ulaşmasının başta modern sanayileşmemizin itici gücü tekstil olmak üzere sanayi üretimimizin durma noktasına gelmesinin ekonominin üretimden koparak faizci bir rantiye ekonomisine dönüşmesinin sağlık sisteminin her kademede aksamasının eğitim sisteminin rekabetçi işgücü yetiştirmekte, üniversitelerin evrensel normlarla milli değerlerimizi sentez edebilen özgün bir aydın geleneği oluşturmakta yetersiz kalmasının savunma sanayii dışında teknolojik altyapıda küresel ölçekli rekabette çok geride kalmış olmamızın zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan vahşi servet transferi ile gelir adaletinin yok edilmesinin yoksulluğun sadece toplumun bir kesiminin değil küçük bir azınlık dışındaki bütün sosyal tabakaların ortak kaderi olmasının kadınların ve çocukların dahi güvenlik ve hayat haklarının sağlanamamasının nitelikli gençlerimizin ülkemizden ümidini keserek başka ülkelere gitme çabası içinde olmasının diplomalı işsizlerimizin büyük bir hayal kırıklığı içinde bunalıma sürüklenmesinin yolsuzlukların ve nepotizmin münferit olmaktan çıkarak sistemik bir nitelik kazanmasının devlet kurumlarının kurumsal kültür sürekliliklerini ve ehliyet ve liyakat temelli işlevsel verimliliklerini kaybetmekte olduğunun, yasakların başta gençlerimiz olmak üzere toplumun bütün düşünen kesimlerinin zihin dünyalarını daraltmasının dini ve manevi değerlerimizin fütursuzca örselenmesinin “kul hakkı”, “emanet”, helal/haram” gibi temel ahlaki ölçülerin anlamını yitirmesinin toplumu kutuplaştıran kaba bir siyaset dilinin egemen olmasının toplumumuzu büyük bir karamsarlık, mutsuzluk ve güvensizlik duygusuna sevk etmiş olduğunu büyük bir üzüntüyle görüyoruz.
Zaten potansiyel olarak her birisi siyasi hayatımızın müzmin problemlerinden olan bu zaaflar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile sistemik bir nitelik kazanmıştır. Devlet yönetiminin tek bir merkeze odaklanması sorunların yerinde çözümünü zorlaştırmış, kurumsal ortak aklın devreye girmesini imkânsız kılmıştır.
Öte yandan siyasetin bütün gücün odaklandığı tek bir makamı elde etme aracı olarak görülmesi siyasetin doğasını bozmuş, başta TBMM olmak üzere siyaset alanlarının anlamsızlaşmasını beraberinde getirmiştir. Görev anlayışları tek bir makamın beğenisini kazanmaya odaklanan bakanlar, milletvekilleri, üst düzey kurumların yöneticileri etkinliklerini ve inisiyatif alanlarını kaybetmişlerdir. Son 10 yıl içinde yaşanan güç yozlaşması, kaynak israfı, yanlış ekonomik politikalarla 2023 hedeflerinin çok gerisine düşen iktidar bugün bu zaaflarla ilan ettiği “Türkiye Yüzyılı” hedefini de gerçekleştirmekten fersah fersah uzaktadır.
Bu tablo içinde iktidarın da ana muhalefetin de ana odağı bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimini nasıl kazanılacağı sorusu olmuştur. İktidar her tür siyasi mühendislikle farklı muhalefet unsurlarının parçalanmasına ve özellikle milliyetçi-muhafazakâr merkez sağdaki tekelini korumaya odaklanmış ana muhalefet ise ülkemizin ve şehirlerimizin sorunlarına çözüm üretmektense 2024 seçimlerinde yerel yönetimlerde kazandıkları iktidarı merkezi yönetime taşıyabilmek için tahkimat yapmaya yönelmiştir.
Hemen hemen her konuda ihtilaf eden iktidarın da ana muhalefetin de anlaştığı tek nokta diğer partilerden milletvekili ve siyasetçi transfer ederek iki kutuplu yapıyı keskinleştirmektir. İktidar “CHP karşıtlığı” üzerinden merkez sağ kitleyi konsolide etmeye çalışırken, ana muhalefet çeyrek asra varan iktidara tepki oylarını konsolide etmeye çalışmaktadır. İktidar kadroları “Erdoğan sonrası” senaryolara kafa yorarken, ana muhalefet ise 2023 seçimleri sonrasında güçlendirilmiş parlamenter sistem vaadini tamamıyla unutarak iktidar değişimini bir sistem değişimine değil de bir kişi değişimine indirgemiş durumdadır. İktidar yolsuzluklara mücadeleyi karşı tarafı zayıflatacak bir araç olarak görüp neşteri kendisine atmazken, ana muhalefet kendi içinden şikayetçilerin de bulunduğu yolsuzluk dosyalarından arınmaktansa bütün dikkatleri kendilerine yapılan bir operasyon algısına yöneltmektedir. İki taraf da temiz siyaset anlamında samimiyetlerini ve inandırıcılıklarını kaybetmiş durumdadır.
Zor şartlar ve ağır baskılar altında Gelecek Partimizi kurduğumuz 12 Aralık 2019’dan bugüne geçen altı yıl içinde hemen hemen her alanda şarlar daha da kötüleşmiş, ahlaki çürüme ve güç yozlaşması bütün toplumsal ve siyasal bünyeyi esir almıştır.
O günlerde her bir alanda yapacağımız reformlarla ülkemizi bu dar boğazdan çıkaracağımız inancındaydık. Ancak, son altı yıl içinde hemen hemen her alanda yaşanan çöküş sınırlı reformları değil köklü bir yenilenmeyi gerekli kılmaktadır. Kapsamlı bir “Ahlak Devrimi”, “Adalet Devrimi”, “Üretim ve Gelir Adaleti Devrimi”, “Temiz Siyaset Devrimi”, “Devletin Kurumsal Devrimi” zorunludur.
Böyle bir kapsamlı devrimi ancak güç ile sınanmış, zor şartlarda tecrübe kazanmış, kolay ulaşılacak makamların değil çileli yolların taliplisi olanlar, olduğu gibi olup göründüğü gibi olanlar gerçekleştirebilir. Biz Gelecek Partisi kadroları olarak bu yolda ciddi sınamalardan alnımızın akıyla çıktığımıza inanıyoruz.
Aziz Milletimize söz veriyoruz
Ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünya ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan ve hayat boyu süren bir süreç olarak gördüğümüz eğitimi insani kalkınmamızın odağına yerleştireceğiz.
12 Aralık 2019’daki kuruluş manifestomuzda söz verdiğimiz gibi, bu hedefler doğrultusunda zihinlerimizi özgürleştirecek, psikolojilerimizi yenileyecek, toplumsal bağlarımızı güçlendirecek yeni bir başlangıç yapmaya kararlıyız. Partimize dönük baskılardan, yok saymalardan ve milletvekilleri transferleri de dahil olmak üzere gayriahlaki yöntemlerden yılmadık, yılmıyoruz, yılmayacağız. İlk gün belirlediğimiz ilkelerden bir milim dahi sapmadan verdiğimiz her sözün arkasında duracak, ülke siyasetini ahlakla, toplumumuzu adaletle, çalışanlarımızı refahla, gençlerimizi umutla, çiftçilerimizi toprakla, topraklarımızı suyla, emeklilerimizi işçilerimizi ve memurlarımızı onurlu bir hayat standardıyla, aydınlarımızı ve basınımızı düşünce özgürlüğü ile, devletimizi güç ve itibar ile buluşturacak, milletimizi tarihi akışın öncüsü kılacağız!
Bu ortak hedef doğrultusunda kanaat önderlerimizi, aydınlarımızı ve her siyasi kesimden vatandaşlarımızı ortak vicdanımız, ortak aklımız ve ortak irademiz temelinde ortak geleceğimizi belirlemek için omuz omuza vermeye davet ediyoruz.
Gün devlet aklını, insan onuru ve millet vicdanı ile buluşturma günüdür.
Gün geçmişimizden güç alarak ve bugünü doğru anlayarak geleceğimizi inşa günüdür.
Gün herkesin güven içinde yaşadığı özgür bir gelecek inşa etme günüdür.
Gün gelecek vizyonu ile yeni bir başlangıç yapma günüdür.
Gelecek partisi hepimizin geleceğinin adresi, kaynağı ve umut ışığıdır.
Gelecek bizimdir.
Gelecek sizindir.
Gelecek hepimizindir.