Bugun...


BİLAL EVRAN

facebook-paylas
HALİL TÜFENK VE GELENEKSEL MİSAFİRPERVERLİK
Tarih: 27-09-2026 17:20:00 Güncelleme: 27-09-2026 17:30:00


KERTMEN’DE GÜREŞTEN DAHA FAZLASI VARDI: HALİL TÜFENK VE GELENEKSEL MİSAFİRPERVERLİK

 

Bazen bir organizasyonu anlatmak için güreş meydanındaki pehlivanlara bakmak yetmez. Bazen asıl hikâye, o meydanın dışında misafirine açılan bir kapıda, kurulan uzun bir sofrada ve “Mutlaka gelin, sizi bekliyorum” diyen samimi bir ev sahibinde saklıdır.

 

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesine bağlı Kertmen Mahallesi’nde 20 yıllık aranın ardından yeniden düzenlenen 3. Kertmen Karakucak ve Şalvar Güreşi Festivali, sadece pehlivanların er meydanındaki mücadelesiyle değil, Kertmenlilerin geleneksel misafirperverliğiyle de hafızalarda yer etti.

 

Biz de gazeteci arkadaşlarım Halil Hınaz ve Adem Gemci ile birlikte bu güzel organizasyonu yerinde takip etmek için sabahın erken saatlerinde şehir merkezinden Kertmen’in yolunu tuttuk.

 

Ama bu yolculuğu bizim için farklı kılan bir başka ayrıntı vardı.

 

 

“SİZİ KAHVALTIYA BEKLİYORUM”

Festivale gideceğimizi duyan, aslen Kertmenli olan Erkenez Mahallesi Muhtarı ve Dulkadiroğlu Muhtarlar Derneği Başkan Vekili Halil Tüfenk, gazeteci arkadaşımız Halil Hınaz’ı arayarak son derece samimi bir davette bulunmuş:

“Sizi Kertmen’deki kendi evimde kahvaltıya davet ediyorum. Ama mutlaka gelin, kahvaltıya bekliyorum.”

İşte bazı davetler vardır.

Telefonun ucunda söylenen birkaç kelimeden ibaret değildir.

O davetin içerisinde memleket sevgisi vardır.

Dostluk vardır.

Hemşehrilik vardır.

Ve en önemlisi, “Benim misafirim başımın tacıdır” anlayışı vardır.

Biz de bu davete icabet etmek üzere sabah saat 07.00’de şehir merkezinden yola çıktık.

 

SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE KERTMEN YOLLARI

Şehir merkezinden Ilıca istikametine kadar her şey normaldi.

Ben biraz yorgundum. Bu nedenle arka koltuğa geçmeyi tercih ettim. Adem Gemci ise ön koltukta oturuyordu.

Direksiyonda ise Halil Hınaz vardı.

Halil’i bilen bilir.

Aracı biraz “kendine has” kullanır!

Ama Kertmen yollarında bu kullanım tarzı, özellikle virajlarda, bizim için ayrı bir maceraya dönüştü.

Ben arka koltukta zaman zaman gözlerimi kapatırken, önümde oturan Adem’in de sanki görünmez bir fren pedalına kendi kendine bastığını görür gibiydim.

Kısacası Kertmen’e daha varmadan bizim ekip kendi içerisinde küçük bir macera yaşadı.

Fakat bütün bu yolculuğun sonunda bizi bekleyen manzara, yorgunluğumuzu bir anda unutturdu.

 

 

KERTMEN’DE UZUN SOFRALAR, BÜYÜK BİR GÖNÜL

Halil Tüfenk’in evine vardığımızda gördüğümüz manzara gerçekten etkileyiciydi.

40-50 metre uzunluğunda sofralar hazırlanmış, masalar ve sandalyeler kurulmuştu.

Halil Tüfenk’in yakın akrabaları, dostları ve mahalle sakinleri, gelecek misafirleri en iyi şekilde ağırlayabilmek için tatlı bir telaş içerisindeydi.

Burada sadece kahvaltı hazırlanmıyordu.

Aslında Kertmen’in misafirperverliği sofraya kuruluyordu.

Bir tabak yemek, bir bardak çay, bir sıcak karşılama…

Bunların her biri aslında bir kültürün devamıydı.

Ve biz de o sofrada kendimizi misafirden çok, yıllardır tanıdığımız dostlarımızın evine gelmiş gibi hissettik.

Mükemmel bir kahvaltı yaptık.

Fakat sofranın asıl güzelliği yiyeceklerde değil, sofranın etrafındaki samimiyetteydi.

 

 

ER MEYDANINDA DA AYNI HALİL TÜFENK

Kahvaltının ardından Kertmen Er Meydanı’na geçtik.

Burada da karşımıza yine aynı Halil Tüfenk çıktı.

Bir tarafta protokol…

Diğer tarafta güreşçiler…

Bir başka tarafta şehir merkezinden gelen gazeteciler…

Çevre mahallelerden gelen muhtarlar…

Vatandaşlar…

Misafirler…

Ve Halil Tüfenk, adeta meydanın içerisinde mekik dokuyordu.

Birine “Hoş geldiniz” diyor, diğerinin halini hatırını soruyor, bir başka misafirin ihtiyacını karşılıyor.

Öyle uzaktan bakıp “Hoş geldiniz” demekle yetinenlerden değildi.

Misafirleriyle birebir ilgileniyor, gelen her insanın kendisini değerli hissetmesi için çaba gösteriyordu.

İşte bence asıl mesele tam da burada.

 

MUHTARLIK SADECE MAHALLE YÖNETMEK DEĞİL

Halil Tüfenk bugün Erkenez Mahallesi Muhtarı.

Aynı zamanda Dulkadiroğlu Muhtarlar Derneği Başkan Vekili.

Ancak Kertmen’de gördüğümüz Halil Tüfenk, sadece görev yaptığı mahallenin muhtarı değildi.

O gün Kertmen’in evladıydı.

Kertmen’in ev sahibiydi.

Kertmen’in gönül elçisiydi.

Çünkü insanın doğduğu, büyüdüğü veya köklerinin bulunduğu yere karşı taşıdığı sorumluluk, bazen resmi bir görevden çok daha güçlüdür.

Halil Tüfenk’in yaptığı da tam olarak buydu.

Kertmen’i sadece anlatmadı Kertmen’i yaşattı.

 

BİR MAHALLE, BİR SOFRA, BİR GÖNÜL

Bugün şehirler büyüyor.

Mahalleler değişiyor.

İnsanlar birbirinden uzaklaşıyor.

Komşuluk ilişkileri zayıflıyor.

Eskiden bir düğünde, bir cenazede, bir bayramda veya bir güreş festivalinde herkes birbirini tanırken, bugün bu samimiyeti her yerde görmek mümkün değil.

İşte bu nedenle Kertmen’de gördüğümüz tablo benim için ayrı bir anlam taşıdı.

Çünkü gelenek sadece sözle yaşatılmaz.

Gelenek sofrada yaşatılır.

Gelenek misafire kapı açmakla yaşatılır.

Gelenek büyükleri hatırlamakla, küçüklere sahip çıkmakla yaşatılır.

Gelenek, “Gel, seni bekliyorum” diyebilmekle yaşatılır.

Halil Tüfenk’in Kertmen’de yaptığı tam olarak buydu.

 

 

TEŞEKKÜRLER HALİL TÜFENK…

Bir gazeteci olarak çok sayıda etkinliğe, açılışa, toplantıya ve programa katılıyoruz.

Ancak bazı organizasyonlar haber olmaktan çıkar, hatıraya dönüşür.

Kertmen’de bizim için de böyle oldu.

Er meydanında pehlivanların güreşini izledik.

Şalvar güreşinin heyecanını yaşadık.

Kertmen’in 20 yıl sonra yeniden canlanan güreş geleneğine tanıklık ettik.

Ama bütün bunların yanında bir de Kertmen’in gönül kapısını gördük.

O kapıyı bize açan ise Halil Tüfenk’ti.

Bu nedenle bu yazının sonunda bir teşekkür borcumuz olsun.

Teşekkürler Erkenez Mahallesi Muhtarı Halil Tüfenk…

Teşekkürler Dulkadiroğlu Muhtarlar Derneği Başkan Vekili Halil Tüfenk…

Ve her şeyden önemlisi, Kertmenli Halil Tüfenk…

Bize sadece kahvaltı ikram etmedin.

Bize bir mahallenin kültürünü, bir hemşehriliğin sıcaklığını ve Kertmen’in geleneksel misafirperverliğini yaşattın.

Kertmen’de o gün pehlivanlar er meydanında güreşti.

Ama bana sorarsanız, asıl kazanan dostluktu, kardeşlikti ve misafirperverlikti.

Ve o gün Kertmen bir kez daha gösterdi:

Bazı sofralar karın doyurmaz sadece gönül de doyurur.

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI