Bugun...


HÜSEYİN YILMAZ

facebook-paylas
KIŞ GİBİ ÜŞÜTEN ÇAĞIMIZDA İÇİMİZİ ISITANLAR
Tarih: 24-11-2025 11:05:00 Güncelleme: 24-11-2025 11:05:00


KIŞ GİBİ ÜŞÜTEN ÇAĞIMIZDA İÇİMİZİ ISITANLAR

 

Bir kış gibi üşütüyorken çağımız insanları, lapa lapa bembeyaz yağan karın tüm dünyayı masum bir hale getirdiği anın güzelliğini bir ömür yaşatmak için çabalayan öğretmenlerimize sonsuz teşekkürler…

 

Dünyada hayatın her merhalesinde bize ışık tutan, yol gösteren, yüreğimizi kocaman sarmalayan

kışın ortasında güneş gibi bizi ısıtan en kıymetli mesleğin sahipleri…

İyi ki varsınız.

 

Küçücüktüm bir elimden annem, diğer elimden babam tutuyor, bana hayatı öğretiyorlardı.

Sonra bir gün öğretmenim girdi hayatıma…

Bana sadece okumayı, yazmayı, matematiği değil hayatın kendisini öğreten gönlü yüce insan…

Seviliyorsun.

Ve insan seni ömrünün sonuna kadar unutmuyor.

Bir yerde mutlaka senden bahsediliyor.

Ne harika bir makam…

 

Gönülden Öğretene

Bir gönle dokunursun,

Kış güneşine döner dünya.

 

Bir çocuğun yüzü güler,

Bin umut açar aynı anda.

 

Öğretmenim…

Sen sözle değil,

En çok gönülle öğretirsin

İşte bu yüzden

Unutulmazsın…

Liderliğinde muhteşem, pozitif değişikliklere sebep oluyorsun.

Hayatı anlamlandırıyorsun, hayata anlam katıyorsun.

Yaşama gayemizi bizlerin dimağlarına yerleştiriyorsun.

Diktiğin o fidanlar bir gün kocaman çınar oluyor, insanlığa gölge veriyor.

 

Gölgen daim olsun kıymetli öğretmenim.

 

Bir gün Mustafa Hoca, şehir dışına düzenlenen bir eğitim programına öğrencileriyle birlikte yola çıkar. Yol uzun, hava soğuktur. Grup mola verdiğinde herkes bir köşede dinlenirken Mustafa Hoca, grubun en sessiz öğrencisi olan Yusuf’un biraz uzağa çekilip mahzun bir şekilde oturduğunu fark eder.

 

Yanına yaklaşır ve sorar:

 

“Yusuf, bir sıkıntın mı var evladım?”

 

Yusuf başını kaldırmadan sessizce cevap verir:

 

“Hocam… Yola çıkarken harçlık olarak ayırdığım parayı kaybettim. Herkes bir şeyler yerken ben kenarda kalıyorum. Utandığımdan kimseye söyleyemedim.”

 

Mustafa Hoca onu incitmeden elini Yusuf’un montunun içine doğru uzatır, kimsenin görmeyeceği şekilde bir miktar para bırakır. Sonra da sadece tebessüm eder.

 

Yusuf şaşkınlık ve mahcubiyet içinde hocasına bakarken Mustafa Hoca şöyle der:

 

“Evladım, düşeni kaldırmak ilmin edebindendir. Bir gönül kazanmak, yüz ders anlatmaktan daha değerlidir.”

 

Yıllar geçer… Yusuf üniversiteyi bitirir, bir gün eski öğretmenine yazdığı bir mesajda şöyle der:

 

“Hocam, ben ilmin tadını önce sizin gönlünüzde gördüm. Bana derslerinizden önce insanlığı öğrettiniz.”



Bu yazı 349 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI