PSİKOLOJİK DANIŞMANLARIMIZA…
Âlemin gözbebeği insandır muhatabımız... Ancak insan nihayetinde beşerdir şaşar, ayağı takılır düşer. Kafası takılır, canı sıkılır. Hayatın amansız koşturmacası içinde olaylar karşısında darlanır kalbi daralır, göğsü sıkışır. Bazen dik yokuşlar insanı terletir, yorar. Bazen de Karadeniz'in hırçın dalgalarında açılmış gibi hayatın meşgaleleriyle boğuşurken, dalgalar insanı yavaş yavaş ve fark ettirmeden kıyıdan uzaklaştırır. Bir de bakarsın ki ayağın yere değmiyor, tutunacak bir dal arıyorsun...
İşte tam o anda dokunacak sıcacık bir omuz, yüreklendirecek samimi bir söz, "Hadi, sen bunu başarabilirsin!" diyecek dertli bir gönül insanı gerekir.
İşte o insan sensin, kıymetli psikolojik danışmanım.
Sizler, Yüce Allah’ın en üstün yaratışı olan insanın sıkıntılarını giderme, evlatlarımızın dertlerine derman olma noktasında kilit bir rol oynuyorsunuz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) o muazzam müjdesinde ifade buyrulduğu gibi: "İnsanlardan öyleleri vardır ki hayra anahtar, şerre kilittir." Sizler de okullarımızda tam anlamıyla hayra anahtar, şerre kilit oluyorsunuz.
Bu kadar ulvi ve önemli bir görevde, sizlerin de insan olarak bazen bir omuza, morale ve desteğe ihtiyacınız olur. Ama psikolojik danışmanlar olarak "Bugün benim moralim bozuk, desteğe ihtiyacım var" deme lüksüne kapılmadan kapınıza gelen bir öğrencinin, teneffüste bakışlarından fark ettiğiniz bir evladımızın ya da öğretmeni tarafından yönlendirilen dertli bir gencimizin derdiyle hemhal oluyorsunuz. Onların derdine merhem olma görevini, büyük bir adanmışlık ve ibadet şuuruyla yerine getiriyorsunuz. Ne mutlu sizlere...
Bugün dokunduğunuz, ruhuna ulaştığınız bir öğrencinin hayatı belki de siz olmasaydınız, siz fark etmeseydiniz ya da size yönlendirildiğinde kayıtsız kalsaydınız dibe doğru sürüklenecekti. Belki de hepimizin yüreğini kanatacak, tüm ülkeyi yasa boğacak acı bir sonla karşılaşacaktık. Bir gencimizin istikbali sizin o samimi ilginiz, bir çift şefkatli sözünüz ve basiretinize açılan o kapı sayesinde kurtuldu. Sizler sadece bir problemi çözmüyorsunuz bir insanı, bir aileyi ve nihayetinde bir toplumun geleceğini yeniden inşa ediyorsunuz.
Bu ağır fakat bir o kadar da yüce yükü taşırken sergilediğiniz fedakârlık, her türlü takdirin üzerindedir. Kendi içinizdeki fırtınaları bir kenara bırakıp başkalarının fırtınalarına sığınak olabilmek, ancak büyük bir adanmışlıkla ve yüreğinizi işinize katmakla mümkündür.
Rabbim emeğinizi zayi etmesin, gayretinizi ve basiretinizi artırsın. Dokunduğunuz her hayat, kurtardığınız her istikbal sizin bu dünyadaki en güzel eseriniz ve arkanızda bırakacağınız en hayırlı mirasınız olacaktır.
Gününüz kutlu, yolunuz ve gönlünüz daim açık olsun. Ne mutlu insanlığın derdiyle dertlenenlere, ne mutlu yüreklere dokunabilenlere...