SAĞDUYULU İTTİFAKTA BİZE DÜŞEN SORUMLULUK
Bugün dünyada sadece “iyi insan” olarak kalmanın yeterli olmadığı bir dönemin içindeyiz. Kendi dünyamızda dürüst, vicdanlı ve temiz kalmak elbette kıymetli. Ama fırtınalı bir denizde tek başına kürek çekmek gibi… Yorucu ve bir yere kadar etkili.
İyilik kalıcı olacaksa, ortak bir vicdanla büyümek zorunda. Kur’ân-ı Kerîm’deki “Doğrularla, sâlihlerle beraber olunuz” emri, sadece bireysel bir nasihat değildir. Aynı zamanda bir saf belirlemedir. Bir yön tayinidir. Müslüman toplumlar için yan yana gelmek bir tercih değil tarihî ve ahlâkî bir sorumluluktur.
Bu arayış yeni değil. 1931’de toplanan Kudüs İslam Kongresi’nde dile getirilen çağrıya bakıldığında, bugün konuştuğumuz meselelerin benzerini görürüz. Mukaddes değerlerin korunması, kültürel ve ekonomik dayanışmanın güçlendirilmesi… O gün de dağınıklığın zayıflık olduğu söylenmişti. Bugün de tablo çok farklı değil.
Coğrafyamızda yaşanan krizler, bitmeyen insani dramlar, güç mücadeleleri bize şunu hatırlatıyor: Sorun yalnızca dış baskılar değil birlikte hareket edememektir. Sağduyulu ittifak demek, öfkeyle tepki vermek değil adalet ve insan onuru temelinde ortak bir duruş geliştirebilmektir.
Sezai Karakoç’un “Diriliş” düşüncesi, aslında bir medeniyet uyanış çağrısıdır. Yeniden ayağa kalkmak… Kendi köklerinden güç alarak. İsmet Özel’in o sarsıcı dizesi de aynı yere işaret eder:
“Bir şey yapmalı ki insan kendine yakışanı yapsın.”
Bu söz, bir kenarda durup izlemeyi değil sorumluluğu içselleştirmeyi ister. Fakat sorumluluk sadece zihinde kalırsa ağırlaşır. Kalbe inmesi gerekir. Eyleme dönüşmesi gerekir.
İşte tam buradahem sözlü hem de fiili dua devreye girer. Dua, çaresizliğin değil bilinçli bir yönelişin adıdır. İradenin Allah’a arzıdır. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:
“Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”
Bu ifade, insanın değerinin yönelişiyle anlam kazandığını gösterir. Özellikle Ramazan’ın manevi ikliminde yapılan dualar, sadece bireysel arınma değil ortak bir vicdanın diri kalmasıdır.
Tarih bazen kritik anlarda verilen kararlarla yön değiştirir. Muharrem Nureddin Coşan Beyefendinin 1 Mart tezkeresi sürecindeki duruşu da bu anlamda hatırlanmalıdır. Farklı düşünebiliriz, farklı renklerde olabiliriz. Ancak temel değerler söz konusu olduğunda ortak zeminde buluşmak bir zayıflık değil bilakis bir olgunluktur.
Bugün insanlığın, iyiliğe çağıran önderlere ve onların gösterdiği istikamete her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Çözüm aslında karmaşık değil:
Yaratılış gayemizi hatırlayalım ve o gayeye yakışır şekilde yürüyelim.
Sağduyulu ittifak anlık tepkilerle yükselen bir slogan değil, uzun soluklu bir bilinçtir. Akıl, ahlak ve kararlılıkla inşa edilirse anlam kazanır. O zaman iyilik güç bulur. O zaman adalet kök salar. Ve belki o zaman, insanlık biraz daha huzurlu bir yere doğru yol alır.
https://akra.media/Medya/MedyaDetay/11300/sagduyulu-ittifak-cagrisi#:~:text=1)%20%C4%B0slam%20inanc%C4%B1n%C4%B1%20ve%20de%C4%9Ferlerini,herhangi%20bir%20m%C3%BCdahaleye%20kar%C5%9F%C4%B1%20korumak.